Aydınlatma tasarımı gibi entegre çalışma gerektiren bir konuda ülke olarak ne durumdayız sizce?

Verimli Aydınlatma tasarımı deyince ne anladığımız ve bu konuya yaklaşımımız önemli. Ülkemiz son yıllarda bu konuyu ayrı bir disiplin olarak konumlandırmaya ve önem vermeye başladı. Bu sevindirici olmakla birlikte, ama aynı zamanda çizgi çizgi aydınlatılmış, insanların yanına bile yaklaşmak istemeyeceği kadar rahatsız edici pırıltılara sahip binalar ortaya çıkmaya başladı.

Mimarilerin yarışı, aydınlatma tasarımlarını da yarıştırdı ve özellikle cephe aydınlatmaları, arkasındaki mimariyi süslemeye çalışırken gizler hale geldi. Niye mimariler gizlenmek isteniyor?

Üstelik de bu gizlenmeyi ‘Ben buradayım, ama kimliğim yok.’ diye bağırarak yapıyor? Bu bağlamda öncelikle aydınlatma danışmanı olarak mimarinin ruhuna entegre olabilmeyi kıymetli buluyorum. Sonrasında, çevre ile entegrasyonu kurarım. Bölgenin doğal bitki örtüsü, börtüsü, böceği, kelebeği nedir? Bu binada kimler yaşayacak? Onları araştırırım. Armatürü değil, ışığı görmek, ışığa rahatça bakabilmek isterim. Tüm bunlara karar verdikten sonra, cepheyle, duvarla, tavanla nasıl olsa entegrasyon sağlanır.

Aydınlatma tasarımı, enerji verimliliği ve elektrik proje tasarım üçgenini biraz açıklayabilir misiniz?

Elektrik proje tasarımından konuya girmek istiyorum çünkü başlangıç noktam bu. Elektrik projelerinde tasarruf potansiyeli en yüksek olan sistem aydınlatma sistemi. Armatür seçimi ile, otomasyon ve kontrol sistemleri ile enerji verimliliği stratejileri geliştirebileceğiniz ana konu aydınlatma. Hal böyle olunca, dünya problemi haline gelen enerji darboğazı ilerlemesine dur demek istiyorsa bir elektrik mühendisi ve aydınlatma danışmanı, bu konuya önem vermemesi çok büyük kayıp olur. Ülkeler enerji üzerine siyasi ve ekonomik politikalar geliştiriyor.Öyle ki savaş sebebi, coğrafyaları değiştiren, insanları ülkelerinden eden büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Biz de bu soruna karşı sessiz de olsa bir çığlık olmak istiyorsak; bahsetmiş olduğunuz üçgenin her kenarını birbirine sıkı bağlarla bağlamak zorundayız. Bizim için aydınlatma, enerji verimliliği ve elektrik proje üçlüsü arasında kurmuş olduğumuz ilginin anlamı bu.

Aydınlatma tasarımının mimari tasarım ile kesişmeleri nasıl oluyor?

Verimli Aydınlatma tasarımının mimari tasarım ile kesişmesini eksik buluyorum. Öyle ki, kesişmenin ötesinde örtüşmeli. Her mimarinin bir ruhu, ona anlam katan ve bu anlamı içinde yaşayanlara da hissettiren bir hikayesi vardır. Bu anlamı, hikayeyi çözme heyecanı bizim başlangıç noktamız. Burayı çözdükten sonra; verimli ürünler seçmek, kontrol stratejileri oluşturmak, ışık kirliliğinin önüne geçecek, konforlu ve insancıl bir tasarım geliştirmek biraz mühendislik, biraz yaratıcılık, biraz duygu ve büsbütün empati ile kolaylıkla sağlanabilir.

Yapıyı bir insan gibi düşünecek olursak; emin olduğumuz ve tekin bulduğumuz insan nasıldır?

Gecesi gündüzü aynı renkte, kararlı, insancıl, doğayı seven, kucaklayan ve sadeliğiyle çekici bir hali vardır bu insanın. Bireyi bu hale getiren fiziki özelliklerinin ve eylemlerinin yanında ruhudur, aklıdır değil mi? İşte fizik mimari, ışık ruh, akıl da verimli sistem bence. Bu üçlü arasındaki senkronizasyon insanı olduğu gibi binayı da çekici kılacaktır.

Sizce iyi bir aydınlatma tasarımı sürecinin olmazsa olmazları neler?

Nelere özellikle dikkat edilmeli? Proje ruhu çözüldükten, yapının insan ve çevre ile ilişkisi kurulduktan sonra tasarımın uygulanabilir ve sürdürülebilir olması için, geliyoruz ruhtan fiziki detaylara. Tüm proje disiplinlerinin hazırlamış olduğu tasarımlar göz önüne alınarak, duvarından, kirişine, kolonuna, tavanından, tavan arkasındaki kanalına, tavasına kadar her unsur dikkate alınarak yolculuk devam edecek. Cepheye aydınlatma objesini taktınız, üç sene sonra nasıl erişeceksiniz düşünmek zorundasınız. Rüzgarı, güneşi düşünmek durumundasınız. Yapmak bir defa, yaşamak ve çekmek ömür boyu.

İyi bir aydınlatma tasarımının proje sahibine, işverene getirdiği faydalar neler olur?

Tabii bu noktada klişe çok şey söylenebilir. Ben yine sorunuzu insan, ekonomi ve çevre üçgeninde cevaplamak istiyorum. Yatırımcılar öncelikle niçin aydınlatma danışmanı istediklerine karar vermeliler. Kendini gösteren bir bina yapmak için mi? Örneğin, bir konut inşa edilecek, binlerce insana bina terkedilecek. Satılırsa tabii. Ama nasıl satılacak? ‘Süper bir aydınlatma olsun, yoldan, köprüden, karşı yakadan, uçaktan hatta uzaydan –ki görünüyor- görünsün binamız. Cazibe merkezi olsun, olsun ki kolay satılsın.’ Bu bilinç günümüzde hala kazandırsa da, ilerleyen zamanlarda inanıyorum ki insanlar bol ışıklı yerlerden fersah fersah kaçmak isteyecekler. Yıldızları gökyüzünden yeryüzüne indirmenin bir manası yok ki. Bundan mutlu da olmayız, gücümüz de yok; kaldıramayız. Dolayısıyla öncelikle bu bilinci aşılayacak bir danışman, onlara düşünce anlamında çok şey katacaktır. İçinde kendilerini rahat hissetmelerini sağladıkları insanlar, onları hep sevgiyle anacaktır. Aydınlatmadan kaynaklı enerji tasarruf stratejileri geliştirilmiş olduğunda ekonomi imkanı sunulmuş olacaktır. Sistemin erişilebilirliği, bakım kolaylığı sağlayacaktır.

Firmanızda hem elektrik proje tasarımı hem aydınlatma tasarımı hem de yeşil bina danışmanlık hizmeti veriyorsunuz. Bu durum size nasıl avantajlar sağlıyor, sizi sektörde nasıl konumlandırıyor?

ERKE 1997 yılında elektrik proje tasarım firması olarak kuruldu. Pek çok önemli projeye imza attık. Çok değerli yatırımcılar, mimarlar ve proje paydaşları ile çalıştık.  Verimli Aydınlatma danışmanlığı konusuna girişimiz mimar arkadaşlarımızın talebi üzerine gerçekleşti. Çünkü, gerçekten aydınlatma konusuna pek çok elektrik proje firmasında olmayan önemi ve hassasiyeti gösteriyoruz. Bu konuda çalışmak heyecan verici. Çünkü; mühendislik hesapları bir yana, yaratıcılığınızı konuşturabileceğiniz çok özel bir konu.

Ayrıca, insanlığı ve ötesindeki dünyayı etkileyen bir yanı var. İç mekan konforuna direkt etkisi var. Enerji tasarrufu potansiyeli var. Doğayla, bitkiyle, böcekle, kuşla ilgisi var. Bu hassas noktalar üzerinden biz aydınlatma ile ilişki kurmuşken, dünyanın da aynı paralelde bir eğilimi vardı ve bu eğilim bizi yeşil bina danışmanlığı noktasına getirdi. Yeşil binanın hedefi ile, aydınlatma ve elektrik proje tasarım ilkelerimiz baştan bu yana örtüştü. Hedefimiz, iç mekan kalitesi, sürdürülebilir bir çevre, enerji ve su tasarrufu ile ekonomi. İşte bu bilinç bizi hizmet verdiğimiz üç farklı dalda güçlü kılıyor, besliyor. Sektörde güvenilirliğimizi arttırıyor.

Entegre çalıştığınız projelerde farklı alan tecrübelerinin sonuçlarını alıyor musunuz?

Yeşil bina danışmanlık hizmetini çatı ve altında elektrik proje tasarım ve aydınlatma danışmanlık hizmetini düşünürsek, ve tüm hizmetleri biz veriyorsak; öncelikle yatırımcı ve proje yönetim ekibinin işi kolaylaşıyor. Çünkü böylece farklı disiplinler arasındaki kesintisiz iletişim otomatik olarak sağlanmış oluyor. Proje revizyonları ile ilgili anında bilgi aktarımı ve hedefe bağlılık doğal olarak sağlanıyor. Özellikle, İstanbul gibi hayat şartlarının zor olduğu bir metropol de bu işlerin aynı ofiste yapılması ciddi zaman kazandırıyor. Ayrıca, günümüz projeleri salt kendi disiplininizi düşünerek çözülemez derecede karmaşık ve büyük. Mimariyi, mekaniği, peyzajı, cepheyi çok iyi anlamanız gerekiyor ki uygulanabilir bir proje ortaya çıksın. Mimarlar, elektrik, makine ve çevre mühendislerinden oluşan kadro ile çok disipliner bir ekibiz. Bu yönümüz de farklı disiplinlerdeki projeleri doğru anlamamız, doğru çözümler üretmemiz açısından ciddi katkı sağlıyor. Aslında, biz şu anda hizmet verdiğimiz alanların ötesinde sürdürülebilirlik konusunda ciddi bilgi birikime sahibiz. Bu birikim bizi uluslararası standartlarda, dünyanın her yerinde kabul görecek proje üretmeye mecbur kılıyor.

Bu yazı Tasarım Dergisi‘nin 264. sayısından alınmıştır.

 

Dilda Yaman, ERKE Kurucu Ortak, Elektrik Mühendisi BREEAM Assessor