İlk LEED Bina, Türkiye’de yalnızca bir binayı tarif etmez. İlk LEED Bina, aynı zamanda bir bakış açısının, bir cesaretin ve yeni bir proje kültürünün başlangıcını anlatır.
Türkiye’de bu başlık anıldığında akla gelen ilk yapı Siemens Gebze PTD Building’dir. Ancak bu projeyi önemli yapan şey yalnızca aldığı görünür başarı değildir. Asıl önemli olan, o dönemde sektöre yeni bir yön göstermesidir. Siemens Gebze yerleşkesi için hazırlanan teknik bildiride proje, Türkiye’de LEED Altın sertifikasına aday ilk tesis olarak tanımlanır. Aynı bildirinin özgeçmiş bölümünde ise Cemil Yaman, “Türkiye’de ilk LEED sertifikası alacak binayı yapan kişi” olarak anılır.
Bugün bu hikâyeye yeniden dönmek için güçlü bir neden var. Çünkü sürdürülebilirlik artık yalnızca teknik bir tercih değil. Kurumsal itibarın, yatırım kalitesinin ve uzun vadeli düşünmenin doğal bir parçası. Tam da bu nedenle, ilk adımın nasıl atıldığını doğru okumak gerekiyor.
Bazı projeler tamamlandıkları gün dikkat çeker. Bazıları ise sektörün dilini değiştirir. Siemens Gebze PTD Building ikinci gruptadır.
O yıllarda Türkiye’de yeşil bina yaklaşımı bugünkü kadar yerleşik değildi. Enerji verimliliği konuşuluyordu, fakat su yönetimi, saha seçimi, iç mekân kalitesi, malzeme tercihleri ve kullanıcı sağlığı çoğu projede aynı çatı altında değerlendirilmezdi. Siemens Gebze projesi bu bütüncül yaklaşımı görünür hale getirdi. Teknik bildiride de tasarım, ihale ve inşaat aşamalarında yeşil bina kriterlerinin birlikte ele alındığı açık biçimde anlatılır. Yaklaşık 35.000 metrekarelik yatırımın daha en başından bu hedefle kurgulanmış olması, projeyi kendi döneminin ötesine taşıdı.
Buradaki asıl kırılma noktası, performans verilerinden daha büyüktü. Proje, yatırımcıya yeni bir ölçü sundu. Mimara yeni bir sorumluluk alanı açtı. Mühendise ise sürdürülebilirliği proje yönetiminin merkezine koyan farklı bir çerçeve verdi. Kısacası, sürdürülebilirlik söylemini uygulama disiplinine dönüştürdü.
Bu yüzden Siemens Gebze PTD Building’e yalnızca erken dönem bir örnek olarak bakmak eksik kalır. O yapı, Türkiye’de “iyi bina” tanımını genişleten işlerden biri oldu. Sektör, o günden sonra enerji tüketen yapılar yerine değer üreten yapıları daha ciddi biçimde tartışmaya başladı.
Öncü projeler, çoğu zaman teknik doğruluk kadar güçlü bir yön duygusuyla ilerler. Siemens Gebze projesinde bu yönü temsil eden isim Cemil Yaman’dır.
Cemil Yaman bu projede yalnızca teknik bir anlatı sunan kişi değildir. Projenin yönetimini üstlenen, hedefi tanımlayan ve süreci bu hedef doğrultusunda ilerleten isimdir. Özgeçmiş bölümünde kendisi, Siemens Gayrimenkul Yönetimi Departmanı’nda İnşaat Yatırımları Müdürü olarak tanımlanır. Aynı metin, onu Türkiye’de ilk LEED sertifikası alacak binayı yapan kişi olarak konumlandırır. Bu ifade, projedeki rolünün yalnızca katkı düzeyinde değil, doğrudan liderlik düzeyinde olduğunu gösterir.
Bu nokta önemlidir. Çünkü ilkler çoğu zaman yalnızca teknik bilgiyle ortaya çıkmaz. İlkleri mümkün kılan şey, o bilgiyi karara, takvime ve proje disiplinine dönüştürebilmektir. Cemil Yaman’ın bu projedeki değeri de tam burada ortaya çıkar. Süreci yalnızca takip etmemiş, yön vermiştir.
Zaman içinde bu liderlik tek bir projeyle sınırlı kalmadı. ERKE’nin güncel kurumsal bilgi dosyasına göre Cemil Yaman, 27 yılı aşkın tecrübesiyle 220’den fazla yeşil bina projesine liderlik etti ve 2022’de USGBC tarafından 20 LEED Fellow’dan biri seçildi. Bugün ERKE’nin yönetici ortaklarından biri olarak hâlâ sektörün en görünür uzman isimleri arasında yer alması, bu sürekliliğin en güçlü göstergelerinden biridir.
Bir projenin gerçek etkisi, kendi teslim tarihinde değil; sonrasında açtığı yolda anlaşılır.
Siemens Gebze projesinin sonuç bölümünde, bu yerleşkenin Türkiye’de yeşil binaların çoğalmasına öncülük ettiği açıkça ifade edilir. Bu cümle başlı başına çok şey anlatır. Çünkü burada söz konusu olan yalnızca bir proje başarısı değil; yeni projelerin önünü açan bir eşik etkisidir.
Sektör bu projeyle birlikte başka bir soruyu sormaya başladı: “Daha az tüketen bir bina mümkün mü?” Sorunun zamanla yerini daha gelişmiş sorular aldı. “Daha sağlıklı bir çalışma ortamı nasıl kurulur?”, “Kurumsal itibar ile sürdürülebilirlik nasıl birleşir?”, “Uluslararası standartlar Türkiye’de nasıl uygulanır?” Bugün bu sorular olağan görünüyor olabilir. Oysa bu normalleşmenin arkasında, erken dönemde yol açan örnekler var.
Akademik literatür de yeşil binayı, yapının tüm yaşam döngüsünü hesaba katan bir yaklaşım olarak tanımlar. Konum, tasarım, yapım, kullanım, bakım ve yenileme birlikte düşünülür. Bu nedenle yeşil bina kavramı sadece enerji tasarrufu ile sınırlı değildir; insan sağlığı, kaynak verimliliği ve uzun vadeli yaşam kalitesiyle birlikte okunur.
Tam da bu nedenle ilk LEED bina deneyimi bugün hâlâ günceldir. Çünkü mesele yalnızca “bir sertifika alınmış olması” değildir. Asıl mesele, Türkiye’de proje kalitesinin hangi seviyeye çıkabileceğinin erkenden gösterilmiş olmasıdır.
Bu yazının ERKE açısından en güçlü tarafı da burada başlıyor. Çünkü bu hikâye, geçmişte kalmış bir başarıdan ibaret değil. Bugünkü kurumsal gücün hangi zeminde yükseldiğini anlatıyor.
ERKE, 2009’dan itibaren hizmet kapsamını yeşil bina danışmanlığı, ürün sürdürülebilirliği ve kurumsal sürdürülebilirlik alanlarına genişletti. Şirketin yaklaşımı teknik kapasite ile sınırlı değil; aynı zamanda sektörün bilgi seviyesini yükseltmeyi hedefleyen bir kurumsal vizyona dayanıyor. Kurumsal dosyalarda da ERKE’nin, eğitimci ve yol gösterici niteliğiyle öne çıktığı özellikle vurgulanıyor.
Bugün ERKE’nin geldiği nokta bu yüzden dikkat çekici. Şirket, 40 milyon metrekarenin üzerinde inşaat projesinde yer aldı, 200’ün üzerinde ürün sertifikasyon sürecini tamamladı ve 224 LEED projesine ulaştı. 2024’te Londra ofisinin açılması ve 2025’te Dubai yönelimi ise bu birikimin artık yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını gösteriyor. Ayrıca ERKE, 2010’dan bu yana USGBC’nin resmi eğitim partneri olarak faaliyet gösteriyor.
Şirketin en güçlü yönlerinden biri de kendi önerisini kendi pratiğinde test etmiş olmasıdır. ERKE Green Academy, yeşil projelerde kullanılabilecek malzeme ve sistemleri bir araya getiren laboratuvar niteliğinde bir yapı olarak tanımlanır. Aynı yapı, 2014’te “En Yeşil Bina” kategorisinde birincilik aldı. Bu detay önemlidir. Çünkü ERKE yalnızca danışmanlık sunan bir kurum değil; önerdiği yaklaşımı kendi binasında uygulayan bir deneyim merkezi kurmuştur.
Bugün LEED Sertifikası ve Yeşil Bina Danışmanlığı alanlarında ERKE’yi farklı kılan şey tam da budur. Şirket, ilk adımları görmüş bir ekipten değil; ilk adımları atmış bir birikimden geliyor.
Çünkü iyi projeler yalnızca kendi zamanına ait olmaz. Sonraki kuşaklara da düşünme biçimi bırakır.
Rakip şirketler için bu hikâye, sektör standardının nereden başladığını gösterir. Öğrenciler için gerçek bir meslek dersidir. Akademisyenler için ise Türkiye’de sürdürülebilirlik tarihinin somut vakalarından biridir. Yatırımcı tarafında ise daha net bir karşılığı vardır: Güçlü vizyon, doğru yönetildiğinde somut sonuca dönüşür.
Dünya ölçeğinde de bu yaklaşımın değeri nettir. USGBC yeşil binayı bütüncül bir kalite sistemi olarak ele alır. Sertifikasyon sürecinin doğrulama boyutu GBCI üzerinden yürür. Daha geniş ölçekte ise World Green Building Council sağlıklı, verimli ve düşük etkili yapılı çevrelerin küresel dönüşümdeki rolünü öne çıkarır. Siemens Gebze ile başlayan çizgi, işte bu küresel çerçevenin Türkiye’deki erken ve güçlü karşılıklarından biridir.
İlk LEED Bina, Türkiye’de bir proje tanımından fazlasını ifade eder. Bu başlık; vizyonu, liderliği ve kurumsal devamlılığı aynı cümlede buluşturur.
Siemens Gebze PTD Building bu hikâyenin başlangıç noktalarından biridir. Cemil Yaman ise o başlangıcın merkezindeki isimlerden biridir. Çünkü bu proje, yalnızca onun uzmanlığını değil; projeyi yönetme biçimini, hedef koyma disiplinini ve erken dönemde gösterdiği liderliği de görünür kılar.
Bugün ERKE’nin ulaştığı kurumsal ölçek, uluslararası görünürlük ve sektörel güven de bu başlangıcın tesadüf olmadığını gösteriyor. Başka bir deyişle, ilk LEED bina hikâyesi geçmişi anlatırken aynı zamanda bugünü de açıklıyor. Bu yüzden konu hâlâ değerli. Hâlâ öğretici. Hâlâ referans niteliğinde.
Türkiye’de ilk LEED bina denildiğinde öne çıkan proje Siemens Gebze PTD Building’dir. Teknik bildiride bu yerleşke, Türkiye’de LEED Altın sertifikasına aday ilk tesis olarak tanımlanır.
Cemil Yaman projenin yönetimini üstlenen isim olarak öne çıkar. Proje detaylarında Siemens Gayrimenkul Yönetimi Departmanı’nda İnşaat Yatırımları Müdürü olduğu ve Türkiye’de ilk LEED sertifikası alacak binayı yapan kişi olarak tanımlandığı görülür.
Çünkü ERKE yalnızca uzun yıllara yayılan proje deneyimine sahip değil; aynı zamanda 220'den fazla LEED projesi, 40 milyon metrekarenin üzerinde proje ölçeği, resmi eğitim partnerliği ve uluslararası açılımı olan bir kurumsal yapıya sahip.
ERKE Green Academy, yeşil projelerde kullanılabilecek malzeme ve sistemleri bir araya getiren laboratuvar niteliğinde bir yapı olarak tanımlanır. Ayrıca 2014’te “En Yeşil Bina” kategorisinde birincilik almıştır.
Türkiye’de referans oluşturan sürdürülebilir projeler geliştirmek, sertifikasyon sürecini doğru kurgulamak ve deneyimli bir ekiple ilerlemek için iletişim sayfamız üzerinden ERKE ile bağlantıya geçin.